Pandemiyle birlikte yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli, birçok şirket için kalıcı bir çözüm olarak görülmüştü. Ancak son dönemde büyük şirketler, çalışanlarını tekrar ofise çağırmaya başladı. Özellikle yazılım ve finans sektöründe faaliyet gösteren firmaların bu kararı, çalışanlar arasında geniş çapta tartışmalara yol açtı.Bazı çalışanlar, İstanbul dışına taşınan personelin işlerine devam edebilmesi için şirketlerin çözüm üretmek yerine “ya dönersin ya da işi bırakırsın” yaklaşımında bulunduğunu belirtiyor. Çalışanlar, İstanbul’da yaşamanın barınma maliyetleri, trafik ve özellikle deprem riski nedeniyle riskli olduğunu savunuyor. Zorunlu dönüş kararlarının ardından her gün en az dört saatini yolda geçirmek zorunda kalacak kişiler, iş-özel hayat dengesinin bozulacağını vurguluyor.Bir başka şirkette ise çalışanlara ani bir ofis dönüş kararı bildirildi. Şehir dışına taşınan çalışanların geri dönüşü için yeterli hazırlık süresi tanınmadığı, çalışanların bu yüzden işlerini bırakmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.Öte yandan bazı çalışanlar, bu kararların ardında yapay zeka ve otomasyon süreçlerinin hızlandırılması olduğunu düşünüyor. Bankalar ve büyük teknoloji şirketleri, uzaktan çalışanları işten çıkarmak yerine önce ofise çağırarak uyum sürecini zorlaştırıyor ve uzun vadede yerlerini yapay zeka sistemlerine bırakmalarını sağlamayı hedefliyor.Şirketlerin zorunlu ofis dönüş kararları, çalışanların yaşam düzenini ve iş-özel hayat dengesini yeniden sorgulamalarına neden oluyor. Şehir dışına taşınanlar için barınma ve ulaşım gibi yeni sorunlar ortaya çıkarken, İstanbul’da yaşayanlar içinse trafik ve deprem riski büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Çalışanlar, işverenlerin daha esnek ve çalışan dostu politikalar belirlemesi gerektiğini savunuyor.