MAĞDURİYET GÖMLEĞİ HERKESE YAKIŞMAZ

Bazı giysiler, her bedene uymaz, her insanın taşıyabileceği bir anlam taşımaz.

Haber Giriş Tarihi: 13.03.2025 16:20
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2025 16:20
objektifgundem.com

1999 yılında, bir şiir okuduğu için demir kapılar ardına gönderilen Recep Tayyip Erdoğan, o mahkumiyetin ardından siyasette yeni bir sayfa açtı. Mağdur oldu ve mağduriyetinin gücüyle halkın kalbine taşındı. O dönemde yaşanan baskıcı sistemin yükünü omuzlarına alarak, toplumun öfkesini ve özgürlük arzusunu arkasına aldı. Platon'un dediği gibi, "Halkın arzuladığı lider, zamana göre şekil alır." Ve o lider, şiirle hapsedilip, siyasetle doğdu.

Günümüzde ise benzer bir hikâye yazılmaya çalışılıyor. Ekrem İmamoğlu’nun diploma tartışması, ona da bir "mağduriyet" hikayesi kazandırma çabasına dönüştü. Ancak tarih, tekrar etse de aynı yankıyı bırakmaz. Çünküm, Nietzsche’nin söylediği gibi, "Aynı nehirlere iki kez girilmez."

Erdoğan’ın yaşadığı mağduriyet, bizzat devrin kudretli yapıları tarafından yaratılmış, halkın vicdanında yankı bulmuş bir durumdu. Ancak İmamoğlu’nun diploma tartışması, doğrusu ya da yanlışı bir yana, halkta aynı duygusal patlamayı yaratabilecek bir derinliğe sahip değil. "Bir mağduriyet yaratılıyor" algısı, ne kadar planlı olursa olsun, Erdoğan’ın yaşadığıyla aynı dönüşüme yol açmaz.

Erdoğan'la İmamoğlu arasındaki en temel fark, halkın algısıdır. 1999’un otoriter refleksleriyle bugünün siyasi atmosferi aynı değildir. O dönemde insanlar hak ve özgürlükler konusunda daha duygusal, daha çizgisel tepkiler veriyordu. Bugün ise farklı bir sosyolojik döngü içerisindeyiz. Halk, eski söylemlerden, siyasi manipülasyonlardan ve "mağduriyet edebiyatından" çok daha temkinli.

Mağduriyet, sadece yaşanarak değil, ona inanılarak da büyür. Fakat inancın temeli sarsıldığında, gömlek de sırtından düşer. Tıpkı, üzerine yakışmayan bir elbise gibi...